Yazdıklarımızda boru değilmiş hani…
Sizler için yeni yılın ilk çalışma günündeki yazımızın başlığı biraz argo kaçtı galiba. Ama şükürler olsun ki siz değerli okurlarımızın, şehri yöneten büyüklerimizin hassasiyetleri sayesinde köşemize taşıdığımız konular ses getirdi. Yazılar ses getirdikçe de biz kendimizi yavaş yavaş bu işlerden çekelim diye düşünürken yine gaza gelmeye başladık.
Mesela yaşayan bir Konya değeri olan Zeki Sayıcı abimizin merhum Aydın Menderes’in Konya’dan milletvekili olması ve hatıralarını yayınladığımız gün Taha Akyol Bey aradı. Aydın Menderes ile ilgili olarak hazırlamakta olduğu son kitabında bu hatıraları kullanmak istediğini ifade etti. Bizim için bundan büyük mutluluk olabilir miydi? Bu vesile ile değerli büyüğüm Sayın Zeki Sayıcı abime bir kez daha teşekkür ederim.
Ve ardından yine bu konu ile ilgili olarak Ankara’dan bizleri takip eden Avrupa Birliği Uzmanı Sayın Uğur İlkdoğana’nın elektronik postasının noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Sayın Uğur ÖZTEKE,
27 Aralık 2011 tarihli Konya Memleket Günlük Yerli Gazetesinde Sayın Zeki SAYICI ile yapılan "Menderes'in Konya günleri" isimli söyleşinizden büyük haz aldım. Öncelikle böyle bir haberi Konyalılar ve benim gibi Ankaralı veya başka şehirden olan "Konya gönüldaşlarıyla" paylaştığınız için teşekkürlerimi ve tebriklerini sunmak istiyorum. Varlığına ve tecrübelerine bizzat tanıklık etme ve şahsen tanımak konusunda geç kalmamış olmamın büyük avantajını yaşadığım Sayın SAYICI' nın sohbetini ve sıcaklığını Ankara'daki çalışma ofisime taşıdınız. Bugünlere gelmemde ve vebali boynuma olan evlatlarımın ve eşimin ekmeklerini kazanmamda büyük emeği olan Sayın SAYICI'nın yerel medyadan, ulusal medyaya taşınması gerektiği inancındayım. Bu vesile ile bu söyleşinizin, Hürriyet Gazetesi yazarlarından Sayın Taha AKYOL'un Sayın Menderes ithafen 26 Aralık 2011 tarihli "Menderes'e Saygı" isimli köşe yazısında bahsettiği anılarına katkı sağlayacağı düşüncesinden hareketle; Sayın AKYOL ile paylaşmanızı rica ediyorum. Tekrar şükranlarımı sunar, bu tür kıymetleri gün yüzüne çıkaran ve sıcak tutan herkesin aynı kıymette olduğunu bilmenizi istiyorum. Saygılarımla…
***
Mutluluğumu şimdi daha iyi anlatabiliyorum değil mi?
NOTERLİK BÖYLE BİR ŞEY MİYDİ?
Kızımla eşimle geçtiğimiz Cuma günü ikindi saatlerinde bir araya geldik ve kızım için gerekli olan kefalet senedi için notere gittik. Kızımın kazanmış olduğu TÜBİTAK bursu için annesi devlet memuru olma sıfatıyla kendisine kefil olacaktı. Bir notere girdik. Çok kalabalık idi. Bir görevli ne beklediğimizi sorduktan sonra “Biz çok kalabalığız. İsterseniz başka bir notere gidin” dedi.Bizde çıktık ve başka bir notere gittik.Orası biraz daha tenha hatta oldukça tenha idi. Önümüzde iki ya da üç kişi vardı. Sıraya geçtik beklemeye başladık. Sıra bize geldi. Görevli kâğıtlara baktıktan sonra bazı boşlukları göstererek “Buraları siz dolduracaksınız” dedi. Biz kâğıdın altında yani resmi doldurulması gereken matbuu evrakın yazılı olan bölümü gösterdik. Çünkü orada “Bu bölüm noter tarafından doldurulacak” diyordu. Noterdeki görevli arkadaş bunun üzerine bize bir çıkıştı ve o kalabalıkta her kesin içinde sesini yükselterek “Bu kalabalıkta ben nasıl yapayım?” diye kestirip attı ve evrakları önümüze doğru iteleyiverdi.
Ne yalan söyleyeyim o ana kadar çok sevdiğim saydığım noterler gözümün önüne geldi. O noterlerin işlerine yaparlarken ki ciddiyetlerini tevazularını hatırladım. Benim tanıdığım noterler, hatta katipleri bir hakim bir savcı gibi titiz düzgün düzenli çalışırlardı. Kusura bakmayın ama pazarda elma satar gibi “müşteri çok şimdi olmaz git” zihniyeti ile ilk kez karşılaşıyordum. Ya bende bir gariplik vardı ya da o görevli noter arkadaşta. Çünkü noterin dolduracağının yazılı olan bölüme bile “Siz dolduracaksınız. Bu kalabalığın içinde nasıl yapayım?” diye soran ve yapmayan noterin kimsenin olmadığı zaman işini yapacağını, noter kalabalık ise işini yapmayacağını 50 yaşında yeni öğreniyordum. Ondan sonra ne mi yaptık? Tabii ki kös kös arkamızı dönüp çıktık. Bugün ilk işimiz. Ailecek inşallah bugün bir noterin kapısının önünde bekleşeceğiz. Ne zaman noter boşaldı, ortalık tenha işte o zaman içeriye girip resmi prosedürü yerine getireceğiz…
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Minibüsler Türkiye Finans’ın tam önünde araçlara yeşil ışık yanarken durup yolcu almadıkları zaman ADAM oluruz