Ermeniler bize, biz Ermenilere; dostluk eli uzatmalıyız.
Fransa’nın Ermeni sorunu ile ilgili meclislerinde az sayıda vekillerinin katılımı ile bir kanun çıkardı. Hepimizin malumudur. Türkiye toplumundan ciddi anlamda Fransa’nın bu siyasi manevrasına karşın bir protesto gerçekleşmedi. Kamuoyu sessiz. Kamuoyu dediğimiz sen-ben bu konuda kolumuzu gıpraştıracak gücü kendimizde bulamadık. Başbakan Kanuni’nin fermanını okudu. Salonda alkışlandı. Bu sessizliğin (tepkisizliğin)sebebi ne ola ki! Biz eskiden en azından konsolosluklarının önüne siyah çelenk bırakır; o ülkenin bayraklarını yakar ve bir kaçta eşyayı sokak ortasında kırar döker evlerimize mutlu bir şeklide dönerdik. Ama yaşanan şu süreçte böyle bir etkinliğe kalkışıldı mı’ benim haberim yok.
Haberlerde izledim Ermeni Başpiskopos yardımcısı “ Fransa Türkiye’nin kendi sorununa niye bulaşıyor. Biz Ermeni sorununu kendi ülkemizde yani Türkiye’de çözeriz dedi. Bunun anlamı; Ey Fransa sen kendi işine bak ne karışırsın bizim işimize senden bunu isteyen mi varda böyle talihsiz çıkışlarda bulunuyorsun!”diyordu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Türk Üniversitelerini bilimsel çalışma yapmaları konusunda; çalışmaya davet etti. Bunun bir anlamda şu sanırım “Üniversitelerimiz bu konuda yeterli çalışma yapmadılar geçtiğimiz süreçte ve buda bizi ülke olarak sıkıntıya sokmaktadır. Herkes elini taşın altına koymak zorundadır.”
Bu konuda; en büyük sorunlardan biride dil sorunudur. Akademik çalışmaların omurgasını oluşturan şeylerin başında dil gelmektedir. Üniversitelerde görev yapan ilim adamlarımıza sorarsanız onlarda her türlü çalışma yapmaya hazırlar fakat aldıkları maaş araştırma yapmak için; doküman toplamak için yeterli değildir. Hal böyle olunca onlarda düğünlere davet edilmektedirler ve çeyrek altın takmak pek de yakışık almamaktadır.!!! Eğer üniversite çalışanlarının maaşlarında ciddi bir iyileştirme mesela vekillerimizin maaşlarına yakın bir iyileştirme yapılırsa bakın nice ilmi makaleler yayınlandığına şahit olacaksınız.
Uluslararası makale yazmak her babayiğidin harcı değildir. Çalışmak, ter dökmek gerekir. İntihallerle bu işler yürümez efendiler.
Ben çok iyi hatırlıyorum 1990’larda Ermeni Diasporası bizim dış devletlerdeki Türk Elçilik görevlilerimizden; sayıları 250’ yi bulan elçilik mensubunu çeşitli ülkelerde suikastla yok ettiler. O günden bu güne bu konuda uluslar arası arenada Türkiye kan bedeli istemedi. Ölenin öldüğü yanına kar kaldı. Bir dönem diğer ülkelerdeki Büyükelçilerimizi koruyamadık. Bu Ermeni meselsini yavaş yavaş yoğurarak bu günlere getirenlerin hem içimizde hem dışarıda mesela Fransa’da başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde her türlü lojistik desteği buldular.
Ben bu gün bir ermeni komşum olsun istiyorum. Bir ermeni komşumun olması beni rahatsız etmeyecektir. Çünkü ben, insanları yaratılışlarına göre tasnif etmiyorum. Ben evrensel ölçütlerde bütün insanların insanlık ailesinin birer üyesi olduklarına inanıyorum. Herkesin kendi dini ve vicdani tercihlerine saygı duymanın bir insanlık sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Allah kitabında da bunu söylüyor.
Geçmişte yaşanan toplumların cinnet geçirdiği dönemlere ait acı hatıraları unutmak zor ama hatırlayıp insanları düşman kamplara bölerek savaştırmak çok kolaydır. Bu günde bu yapılmaktadır. Biz insanlık tarihinde medeniyetler abidesinde ismimizi yazdırmış bir toplumuz. Ermeni meselesini Fransa gibi kıytırıktan ülkelerin eline koz olarak vermek yerine açık yüreklilikle içimizde bulunan Ermeni toplumu ile ilk adımda barışmalıyız ve ardından toplumumuzu yeniden birlikte inşa etmeliyiz.
Geçen gün bir dostum anlattı. Bir baba geçliğinde giydiği çarığı özenle saklıyor ve o çarığın göz önünde durmasına hassasiyet gösteriyormuş. Bir gün oğlu dayanamamış sormuş “ Baba bu çarığı niye böyle gözümüzün içine sokarcasına yakın çevremizden ayırmıyorsun “demiş. Baba böyle bir soruyu beklemiş ki yılardır. “Ah! Oğlum, bizim gençliğimizde yokluk vardı. Varlığı biz tatmadık onu tadan sizsiniz. Şükürler olsun bu günlere ama insanoğlu çabuk unutur. Geçmişteki çektiğimiz yoklukların acısını unutmayalım ki şimdiki varlığımızın kıymetini bilelim istedim” demiş. Bu ülkeyi bağımsızlığa kavuşturanlar çarıklılardı. Şimdilerde vekiller düğünlerde takacakları altın hesabını yapıyorlar. Fransa’nın dış siyaset golü attığı bir dönemde Allah’ım feraset ihsan etsin.
Asgari ücret açıklandı. Bürüt 880TL. ele geçecek 705 TL. hadi hayırlısı…