Şehrimiz için; 17 Aralık’ın öncesi ayrı bir dert, sonrası ayrı bir garip…
Adı “vuslat gecesi” ama… “Kavuşmak” eziyete dönüşüyor kimi zamanlar, aynı bu yıl olduğu üzere…
Konya’nın ulusal arenaya açılabildiği yegâne zaman dilimi olduğu için bu vakitlerde, artık bir temaşa, bir nümayiş, bir telaş var ki görmeyin gitsin…
—Yazın yatılır, çalışılmaz, kışın yollar kazılmaya başlanır, kaldırımlar sökülür… Sözde şehir makyajlanıyor ya…
—Koca koca billboardlar üzerinden projeler sunulmaya çalışılır… Sözde çalışılıyor ya…
—Ana caddelerde dikkati ve trafiği bozan gereksiz / karmaşık ışıklandırmalar yapılır… Sözde şehir cıvıl cıvıl olacak ya…
İşte böyle… Son yıllarda da 17 Aralık dönemi; “iş bilmezlik ile işgüzarlığın birleştiği günler” olmaya başladı, Konya adına…
Ancak esas mesele; törenlerin Konya’dan ve Konyalıdan kopması, Konya halkının sanki yok sayılır hale gelmesidir…
Nasıl mı?
Var mıdır bir yakınını, misafirini bilet bulup törenlere götürmeyi becerebilen?
Onu da geçtim… Kendisi bu şehirde mukim olup da ailesiyle birlikte törenleri izleyebilen?
Yoktur, zor… Varsa da yalvar yakar, bin bir zahmetle bürokrat yakını sayesinde bilet bulmuştur, o da gündüz gösterisine… Belki…
Eziyeti gören, sıkıntıyı çeken Konya halkı… Bilet yok deyip, yüzüne bakılmayan, hatta telefonlarına bile cevap verilmeyen, yine Konya halkı…
İnanın ki bunun yarısı kadar uğraşsanız, Real Madrid- Barselona maçına bile bilet bulursunuz ama Şeb-i Arus’a zinhar…
Peki, bunun müsebbibi kim?
Üniversite ve basın camiası dâhil hiç kimseyle irtibatı olmayan,
Konya’nın tanıtımı adına dişe dokunur hiç bir faaliyet yapmayan,
Programları düzgün yürütemeyen,
Koordinasyonu sağlayamayan,
Vatandaşla iletişimi olmayan,
Enformasyon odaklı olacağı halde kapalı kutu olan,
Kriz çıktığında afallayan,
Tören biletlerini karaborsaya düşüren,
Elbette ki, organizasyonun baş sorumlusu konumundaki kişi; İl Kültür ve Turizm Müdürü…
Buna göre, 17 Aralık 2011 tarihi itibarı ile görülmüş ve belli olmuştur ki;
İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, makamının hakkını verememektedir.
Vazife gömleği kendisine büyük, oturduğu konum da ağır gelmiştir…
Artık ya kendisi gereğini yapacak, ya da gereği yapılacaktır… Herhalde(!)