Mehmet Yaşa, senede sadece 10 gün yoğun çalışan il kültür müdürlüğü çalışanlarını ağır bir dille eleştirdi.
temizhaber.com başyazarı Mehmet Yaşa, senede sadece 10 gün yoğun çalışan il kültür müdürlüğü çalışanlarını ağır bir dille eleştirdi. Yaşa, Mevlana gibi bir ‘KÜLTÜR'ün, ‘KÜLTÜR'SÜZLER! tarafından anlatılamayacağını belirtirken, Hz.Mevlana törenleri için bilet vermenin bile önemine değindi. Yaşa, sinema salonlarında 'ışıkçı' zihniyetiyle hareket edenler, Hz.Mevlana ve onun kültür mirasına nasıl ışık tutacaklar. dedi.
İşte O Yazı...
Senede bir 10 gün…
Ağarsın saçların, solsun yanağın
Adını anmaktan yansın dudağım
Bu aşka canımı adayacağım
Yeter ki gel bana
Senede bir gün, senede bir gün…
Evet 60 lı yılların unutulmaz eserlerinden Şekip Ayhan Özışık'a ait bu beste yıllarca Zeki Müren'in unutulmaz taş plak şarkıları arasında yerini aldı. Sevgili sanat güneşi Zeki Müren'in ismini geçirip de kendisini yad etmeden de olmaz tabi. Türk sanatının en büyük seslerinden sanat güneşimiz Zeki Müren'e birkez daha Allah'dan rahmet diliyoruz.
Şimdi gelelim bu parçayla bugünkü köşe yazımızın alakasına.
Büyük bestekar o günlerde sevgilisine olan özlemi senede bir gün gelmesiyle giderileceğini ifade ederken, bugünlerde o sözlerin bize ilham verip köşe yazımızın başlığında yer alacağı hiç aklına bile gelmemiştir.
Eğer o ölümsüz parçayı günümüz dünyasına uyarlayacak olursak, tamda senede bir gün başlığı atacağımız bir kurum aklıma geliverdi.
Bir yılın ortalama çalışma günleri 230 gün civarındadır. En azından memurlarımız yıl içerisinde 230 resmi günde çalışmaktadır. Tabi bunların içerisine bayram tatilleri falan da dahil. Zaman zaman Maliye, Vergi Dairesi ve SGK gibi kurumları iş gereği ziyaret ederek çalışmalarını yerinde inceliyoruz. Oturarak habercilik yapmak istemiyoruz. Uzun kuyrukların oluştuğu, insanların çalışmaktan kafasını bile kaldıramadıkları, iş temposundan dolayı masalarına bırakılan çaydan bile haberleri olmayan memur arkadaşları görünce aldıkları maaşların ne kadar hakkını ödediklerini birkez daha gözlerimle gördüm.
Şimdi gelelim asıl konumuza…
Eylül ayı gibi yazla kış arasında geçişe hazırlanan bu ayda birgün iş yerimde çalışırken aklıma hemen 17 Aralık'ta yapılacak Şeb-i Arus törenleri geldi ve işimizi son güne bırakmamak için hemen İl Kültür Müdürlüğümüze bir dilekçe yazarak törenlerdeki yerimizi istedik. Aksaklık olmaması için önceden davranma çabamıza müdürlükteki arkadaşımın cevabı ise çok ilginç. “Aceleniz ne? daha çok var"…
Biz gene de işimizi sağlama bağlamak için biran evvel dilekçemizi verdik. Aradan geçen 2 ay sonunda baktık ki arayıp soran yok, unutulduğumuzu düşünerek tekrar İl Kültür Müdürlüğünün numarasını çevirerek biletler hakkında bilgi almak istedim. Telefona çıkan kişinin konuşması aslında gerçekten acele ettiğimizi bize gösterdi. Telefonda ki sayın memur arkadaşımız verdiğimiz dilekçeyi kayıp ettiklerini ve tekrar vermemizi isteyince neden kayıp ettiği sorusunu bile sormadan tekrar bir dilekçe daha gönderdim.
Aradan geçen günler ve haftalar sonucunda biz 4 gözle Kültür Müdürlüğünün bizim dilekçeye olan dönüşünü beklerken, Kültür Müdürlüğünden bir telefon gelir. Bizde verdiğimiz dilekçenin cevabı için arandığımızı düşünürken, arayan kişi 17 Aralık'a sayılı günler kala dilekçe ile müracaat edilmesini ister.
Daha evvel verdiğimiz 2 dilekçeden bihaber olan bu kişi, verdiğimiz dilekçeleri hatırlatmamız üzerine ise, o dilekçelerin kayıp olabileceğini hiç çekinmeden gönül rahatlığı ile söyler. Her gün akşama kadar sinirlenmemek için yüzlerce besmele çeken ben ise bu olay karşısında Allah'dan bir sabır geldiğine inanarak tekrar bir dilekçe gönderdim.
Mevlana ne demiş “önce çile". Heryıl çile üstüne çile çektiren İl Kültür Müdürlüğümüz Mevlana Hz. Bu sözünden esinlense gerek çileyi her yıl çektirmektense geri kalmamakta.
Sabrın sonunun selamet olduğunu düşünen ben ise, Kültür Müdürlüğünün gönderdiği biletlerden sonra artık ne sabrı ne selameti düşünür oldum. Ne hikmettir bilinmez ki verdiğimiz dilekçelerden alakasız olarak kendi ayarladıkları yada boşta kalan biletleri göndermeleri bardağın taştığı son damlaydı.
Bir yıl boyunca 10 günlük Mevlana haftasında yoğunluk yaşayan Kültür Müdürlüğü geri kalan 220 çalışma gününde ne yaptığı ise merak konusu. Birçok Devlet Memurunun 8 saatlik mesai saati içerisinde 5 dakika başını kaşıyacak boş zamanı olmazken, yılın 10 günü çalışıp 220 günü ne iş yaptığı belli olmayan sayın İl Kültür Müdürlüğünün çalışanları, yoğun olduklarını dile getirirken, üstüne üslük birde kendilerine bir kurumdan verilen dilekçeyi ardı ardına 2 kez kaybetmekte. Balığın baştan koktuğu düşünülürse, kimin ne iş yaptığı belli olmayan herkezin Mevlana haftasında padişah olduğu bu kurumda yetkililerin bir an evvel kendine çeki düzen vermesi gerekiyor.
Beyler çalışma ve yoğunluk görmek istiyorsanız, Maliyeye, Vergi Dairesine, SGK ya gidin. İşte rahmetli Zeki Müren tam size demiş. Senede bir gün diye… Sadece farkınız senede 10 gün çalışmanız…