Edremit Van’a Bakar; Bakar Bakar Ağlar…
Yıllardır yazıyorum. Yazmaya da devam edeceğim. Zor yazılar vardır. Yazmakta zorlandığımız yazılar. Van/Erciş depremi veya bundan önceki yaşadığımız depremlerin hepsi insanımızda derin izler bıraktı. Bu acıları, kayıpları, sarsıntıları ve sonu gelmez korkuları yazmak gerçekten zor. Bir hatırlayalım. 23 Ekim 2011 günü saatler 13.41’i gösterirken merkez üssü Van Merkez ve Erciş olmak üzere 7.2’lik bir deprem yaşandı. Ölü sayısı 604 olarak resmi ağızlardan açıklandı: Yaralı, kayıp ve sakatlardan söz eden yok… “O günden sonra depremle ilgili tartışmalarda arttı depremle ilgili (Ben demedim mi!) mealinde her aklına esen bir şey söylüyordu. Bunların içinde en dikkate değer bulunanı; 1999 Adapazarı /Gölcük depreminin ardından konan bir seri verginin arasında geçici bir süreliğine Deprem Vergisi idi. ‘Bu toplanan deprem vergilerine ne oldu?’ diye vatandaş soruyordu. Halk tabiri ile hükümet yetkililer bu konuda asacağız-keseceğiz, yapı denetim kanunu çıkaracağız. Denetimleri sıklaştıracağız. Depreme dayanıklı binalar yapılmasını sağlayacağız ve TOKİ olarak bunları yapacağız denildi.” Takvimler 9. Kasım 2011 gösterirken gecenin saat 21.23’te 5:6 şiddetinde Van merkez ve Edremit ilçesi merkez üssü olmak üzere yeniden sarsıldı. Bu sarsıntı oturulabilir raporu verilen veya şöyle diyelim rapor verilmemiş olsa bile yetkililerin kullanmakta sakınca görmedikleri Bayram Oteli başta olmak üzere 25 bina yıkıldı bunlardan 22 tanesinin boş olduğu söyleniyor. Ama iki otel ve bir dershanede yaşayan onlarca insan enkaz altında kaldı. Şu anda Van’daki Bayram Oteli’nin enkazı altında kurtarılmayı bekleyen canların durumu hepimizi derinden yaralamaktadır. Nadirde yaşansa; kısa aralıklarla ikinci Van depremine dün gece nefeslerimizi tuttuk ve tanık olduk. Kaderin ne acı cilvesidir ki, taa Japonya’dan arama kurtarma ekibi ile gelen Dr. Atsushi Miyazaki kurtarılamadı. Kendisine Allah’tan rahmet acılı ailesine baş sağlığı diyoruz. Dr Atsushi Miyazaki’den söz etmemin sebebi makyajlı Bayram Oteli’ne gönüllü yardım elçisini yerleştirdik. En yetkili ağızlardan da bir şey olmaz sözünü verdik. Şimdi memleketine tabutunu gönderiyoruz. Ama olan oldu. Henüz sayı kabarık değil ama ölü sayısının artmasından korkuluyor. Bu arada ikinci depremin en çok zararı Kızılay çalışanları ve gazetecilere verdiği de gelen haberler arasında. Biz niye günü kotarmaya çalışıyoruz? Neden göstermelik işler bizim ilgimizi daha çok çeker? Devletin zirvesi Van’ı Kurban Bayramı’nda ziyaret etti. Hepimiz buna şahit olduk. Bazı gazeteler devlet halkını kucaklıyor başlıkları attılar. Aşağıdaki itiraf gibi alıntıyı lütfen okuyun. Bu işi yapanları devlet hala iş başında tutuyorsa büyük ayıp… “17 Ağustos Marmara depreminde de gelen Dr. Livoditon, yerle bir olan binaların daha çok kerpiç ve briketten yapıldığını anlatarak, "Bazı kamu binaları da briketten yapılmış ve ciddi hasar görmüş. Ama buna rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bölgeye gelecek diye bu binaların bazılarının çatlaklarını sıva ile kapatıp boyadılar. Sonra da boyayı eskitmeye çalıştılar. Yine Cumhurbaşkanı'nın ziyaretinden önce çadırlardaki çocukların bazılarına internet erişimi olan diz üstü bilgisayarlar dağıtıldı. Cumhurbaşkanının ziyareti bitince de topladılar" dedi. Bölgede depremzedelere yemek dağıtımı konusunda herhangi bir sorunun olmadığını anlatan Dr. Livaditon şunları anlattı: "Neredeyse her adımda yemek yapılan çadır mutfaklar bulunuyor. Ancak yemek dağıtılan noktalarda çok ciddi çöp sorunu var. Bunların dışında, henüz enkaz altından çıkarılamayan cesetler nedeniyle enkaz bölgesi yoğun bir kokuyla kaplı. Çocuklar ise bu enkazların üzerinde oynuyor. Bu durum bölgede ciddi salgın hastalıkları beraberinde getirebilir." (Suat Salgın; Sabah Gazetesi)