Bu hafta eğitimden söz edelim ve bu arada Anayasal talepler konusunda biraz kafa yoralım istiyorum. Geçen hafta yazmıştık; yeni Anayasa konusu TBMM de kurulan komisyonlara havale etmek yerine toplumsal taleplerimizi uygun zaman ve zeminlerde dile getirmeliyiz. Böylece komisyonlarında işini kolaylaştırmış oluruz.
Mesela bu taleplerin başında zorunlu askerliğin üç ay ile sınırlandırılmasını talep eden bir kesim var. Günümüzde bazı dünya devletlerinin nüfusu kadar muvazzaf asker beslemenin pekte mantıklı bir yönü kalmadığı görüşünde olanlar var. Günümüzde askerlik profesyonel anlam kazanmıştır. Teknolojik savaş hazırlığı baş döndürücü hızla sürmektedir.
Türk Ordusunun ihtiyaç duyacağı profesyonel askerlerin dışında sayıları çok ciddi rakamları bulan ama üç aylık temel eğitimden sonra profesyonelleşmek anlamında gerekeli donanıma sahip olmayan onlarca askerin bir çatışma anında karşı tarafın profesyonel ve donanımlı askerlerine karşı zaafa uğramaları kaçınılmazdır.
Bir diğer konu; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretime ve ortaöğretimde verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinin öğrencileri kaynaklarla tanıştırma ve doğrudan; kaynaklardan yararlanmalarını sağlama konusunda Kuran-ı Kerim okuma ve Hadis-i Şerifleri tarama becerisini kazandırmak için Kuran-ı Kerim alfabesinin öğretilmesini sağlamaktır. Halen uygulanmakta olan müfredatta Kuran-ı Kerimdeki namaz sureleri Türkçe karakterli alfabe ile yazdığında öğrenme güçlüğü ile karşılaşılıyor. Bu konu artık bir çözüme kavuşturulmalıdır.
Toplumumuzda alacak-verecek sorunları ailelerin dağılmansa sebep olmaktadır. Ailenin en küçük fertleri en çok zarar görenler olmaktadırlar. Aile büyüklerinin borcundan dolayı evdeki kullanılan eşyaların haciz edilmesinde en çok psikolojik yarayı evdeki çocuklar almaktadırlar. Küçük yaşta böyle bir olayı yaşayan çocuklarda ebediyen topluma karşı güvensizlik psikolojisi oluşmaktadır. Yeni anayasada uygun bir madde de tedbir alınabileceğini düşünüyoruz yani her ailenin kendi kullanımında olana ev eşyaları haciz edilmemelidir. Evde aile fertlerinin bizzat kullandığı eşyalar haczin dışında tutulmalıdır. Diye düşünüyor toplumun bir kesimi. Herkes çok iyi biliyor ki 20.000 TL ye alınan bir yatak odası veya oturma gurubu haciz yolu ile satıldığında 5.000 TL etmemektedir. Hacizden sonra başlayan aile kavgaları ailelerin dağılmasına sebep olmaktadır.
Çok kültürlülük korunmalıdır. Etnik kökenleri dolayısı ile insanlar sınıflandırılmamalıdır. Her insanın kendini ifade etme hürriyeti sağlanmalıdır. İnsanların önüne eğitim fırsatı konulurken paralı eğitime dönüşecek yapılanmadan uzak durulmalıdır. Bu gün “Eğitim ve Öğretim Milli Eğitimin bütün İlk Öğretim ve Orta Öğretimde parasızdır Hal böyle olduğu halde veliler nedense en çok parayı ilk ve orta öğretimde olan çocuklarına bir başka deyişle dershanelere harcamaktadırlar!!!! Bizim gözlemlerimiz odur ki Milli Eğitim Bakanlığının okullarında eğitim alan öğrenciler yapılan seviye belirlemem sınavları ile dershanelere kaydırılmaktadır. Dershanelere de veliye ve öğrenciye umut pazarlamaktadırlar. Harika bir sistem.!!!. Öğrenci okul kazanamaz ise her hangi bir hesap sorma yoktur. Öğrenci başarısız olmuş demektir.