Sanırsınız ki;
Sanki Emevilerin bozulma devresindeyiz ya da Abbasilerin zevk-ü sefa döneminde…
Sanırsınız ki;
Asıl gayeden uzaklaşılmış, yaratılma sebebi unutulmuş…
Sanırsınız ki;
Fakir-fukara, düşkün-muhtaç kalmamış, bolluk derya gibi…
Sanırsınız ki;
Yaşamak için yemiyor, yemek için yaşıyoruz…
Sanırsınız ki;
Kıyamet hiç kopmayacak, hiç kimse ölümü tatmayacak, hesap verilmeyecek…
Ramazan ayında ki, bazı hallere vakıf olunca, ister istemez bunları düşünüyorum…
Endişelenmiyor da değilim, kimi “adetler, bid’at yolunda hızla ilerliyor” diye de;
Yıldızlı otellerde, bir gecede, bir aylık asgari ücret mukabilinde, boğaz yağlamalı iftarlar,
Akrabalar arası evcilik oynarcasına “kendince” bir davet yarışları, ifrata kaçan yiyecek çeşitleri…
Buna karşın; en ucuzundan ve en düşük kalitesinden hazırlanan ve lütfedercesine verilen sözde yardım paketleri,
Gönüller yerine midelere girme hedefi,
Orucu, sigarayla açma geyikleri,
Sahura kadar ibadet etmek bir yana, okey, iskambil gibi, türlü oyunlarla vakit geçirmeler,
Oruç tutanın, tutmayana veya oruç tutmayanın, tutana, sebepsiz yere buğuzlanmaları, burun kıvırmaları,
Hâlbuki böyle mi olmalı? Böyle mi geçmeli 11 ayın Sultanı?
Yardımlaşmanın, ama rencide etmeden, sağ elin verdiğini, sol el görmeden, usulünce yapılan yardımlaşmanın, ayı olmalı Ramazan,
Tövbe ve istiğfarın zikredildiği, sevap hazinesinin doldurulduğu, her anın Allah lafzıyla geçtiği, kardeşliğin tesis edildiği, insani hasletlerin pekiştiği, zaman olmalı Ramazan,
Oyunda oynaşta, zamanın tüketilmediği, yapılan ibadetin manasının, mülahaza edildiği, vakitler olmalı Ramazan,
Her türlü kötülükten geri durulduğu, fitnelerin uzaklaştırıldığı, ihlâs ve samimiyetin doruklarda olduğu, dönem olmalı Ramazan…
İhtiyacımız olan bu; diğer boş, lüzumsuz işler değil…
Hani ebeveynler, sınav gecesi uyarırlar ya; yarın bunları sormayacaklar / soracaklar diye…
Mahşere, hesap günün de ki sorulara göre hazırlanalım(!) bizde…
Çünkü mümine yakışan bu…
Güzel değişim ve tekâmüllere vesile olması dilekleriyle… Hayırlı Ramazanlar…