Mayamızın toprak olması ve akıbetinde toprağa döneceğimizi bilmemizden de olsa gerek, toprakla uğraşınca, ister istemez bir rehabilitasyon süreci içine giriyorsunuz…
Ben de hafta sonu toprakla iç içeydim…
Arzuman Tohumculuğun üretim merkezi; Altınekin / Yenikuyu köyünde…
1500 dekarlık alanda, her çeşit sebze ve çiçek tohumu üretiliyor; salatalıktan fasulyeye, akşamsefasından ezan çiçeğine kadar…
Şirket, her yıl çalışanları ve dostlarını da “tarla günü” adı altında bir araya getiriyor…
Bir yılın muhasebesi yapılıyor, eksiklikler tespit ediliyor, hedefler belirleniyor, başarılar takdir ediliyor, birlikte şenliklice yeniliyor - içiliyor…
Tam bir kolej havası, aile / akraba tadı var şirket mensuplarında, gelenek ve değerlere ehemmiyet verilirken, modernizme ve yeniliklere de açık bir zihniyetin hâkim olduğu, şüpheye yer bırakmaksızın belli…
Bununla beraber; Şirket, temelde aile şirketi olmasına karşın, kurumsallaşmada ve profesyonelleşmede de adım atmakta, küresel ekonominin gereklerince hareket etme eğiliminde…
Söylediğimin tezahürü de; “Özel Sektör Tarımsal Araştırmacı Kuruluş” belgesinin uzun ve çaba sarf edilen çalışmalar sonucu alınması…

Arzuman Tohumculuk ailesiyle
Şirketin başında, Konya’nın müstesna semti, Dere’nin eşrafından, benim de Baba mesabesinde muhabbet beslediğim, Zübeyir Arzuman var. Çalışkan, inançlı, itibarlı, hürmetkâr, misafirperver…
Ve de yanında da üç tane altın gibi, pırlanta gibi oğulları; Selim, Muhammed ve benim kadim dostum, kardeşim, ahiretliğim, İbrahim…
Her işlerinin başında; Besmele, içinde; tevekkül var…
Benim hoşnut olduğum husus ise şu; Memleketimin verimli toprakları değerlendirilmekte, Ülkem de, tarımsal alanda hak ettiği güce ve konuma ulaşmakta…
Arzuman Tohumculuğun sloganı da, bu manada çok anlamlı, iddialı vemesaj yüklü;
Diyorlar ki;
“Geleceğin tohumları bizden”…