Konya’yı ilgilendiren hadiselerde genelde “göründüğü gibi olamama” durumu var, nedense(!)
Hızlı Tren… Kaç defa tarih verildi, bir türlü başlayamadı, bugünlerde de yeni bir laf çıktı; 2 yıl boyunca Konya-Ankara ulaşım süresi, 70 dakika değil, 1 saat 50 dakika olacakmış…
O zaman sormak gerekir, bu trenin neresi hızlı diye, 1 saat 15 dakikada, araçla Ankara’ya varan kişileri bildiğim için, garipsedim bu durumu da…
Yeni Stadyum… Hakeza muamma…
Ne zaman, nerede, nasıl yapılacak, kimse bilmiyor, Başbakan Erdoğan, bütün Büyükşehirlerde, boynunda şehir takımının kaşkoluyla, stadyum sözü verdi, yer belirtti, ama Konya’da bırakın stadyumdan bahsetmeyi, Konyaspor’un kaşkolunu bile takmadı ya da bizimkiler vermeyi unuttular(!)
Şimdi de büyük umutlar bağlanan, KOP İdaresi’nin hali…
Nerede GAP İdaresi, nerede bizim KOP İdaresi…
Sözde merkezi Konya olacaktı fakat kuruluş kanununda görülüyor ki; merkezi Ankara…
GAP İdaresi direkt Başbakan’a bağlı iken, KOP İdaresi, yeni kurulan Kalkınma Bakanlığı’na bağlanmış…
GAP İdaresi icrai ve yetkili iken, KOP İdaresi’nin yetkisi yok / belirsiz, bürokratların inisiyatifine kalmış…
GAP İdaresi, Bölgesel Kalkınma Ajanslarından bağımsızken, KOP İdaresi, sanki Mevlana Kalkınma Ajansının bünyesinde gibi olmuş…
GAP İdaresinde, personel sınırı yokken, KOP’ta, personel sayısı 100 kişi ile sınırlandırılmış…
Böyle kurulacaksa hiç kurulmasın daha iyi, yoksa kâğıt üstünde bir teşkilattan ibaret olacaktır KOP İdaresi…
NE YAPILMALI?
1-Bakanlar Kurulu kararıyla öncelikle KOP İdaresi’nin merkezi, binaları - personeli ayarlanmadan, Ankara’dan Konya’ya acilen aktarılmalıdır.
2- KOP İdaresi, Kalkınma Bakanlığı’na değil, doğrudan Başbakanlığa bağlanmalıdır.
3- Personel tahdidi kaldırılmalı, yetkileri artırılmalıdır.
4- Mevlana Kalkınma Ajansı’na bağlı / ilişkili değil, bağımsız çalışmalıdır.
Aksi halde, Ankara’da kimi iş bilmezlerin, eli boş müşavirlerin doldurduğu ve onların oyuncağı haline gelen bir kurum olmaktan kurtulamayacaktır. KOP İdaresi, öncesinde Bakanlık, Genel Müdürlük kapılarında beklenildiği gibi bir de “kendi idaremizin” kapsında da el pençe divan havasında beklemeye alınırsak, kimse birbirine kızmasın…
Bu işin takipçisi olup düzeltilme zamanı; bugündür, şimdidir, zaman geçince, “o iş bitti artık” cümlesini işitmemiz içten bile değildir.
Sorumluluk mevkiinde olanlar, festivallerde boy göstereceklerine, keşke bu işlere zaman ayırsalar…
Çok mu şey istedim acaba(!)