Aşinayım yüreğine, yabancısıyım sensiz olan şehirlere…
Billahi, varlığının gölgesinde inan, ben bir hiçim.
Söyle, kim çokluğu bulmuş ki benlikte
Sen ile cesim bir yüreğin başkenti olmaya talibim
Cismin geliyor aklıma, yokluğunda ben, hep sana yazıyorum
sminin ilk harfleri düşüyor aklıma
Akıllara ziyan, ziyan olan aşkıma; yokluğuna ağlıyorum
Evet, ben bir hiçim! Varlığında değer bulan, yokluğunda, yoksulluğa bürünen
Ama bilmelisin ey sevgili! Seninle büyük birçokluğum. Dünyalara sığmayan. Devasa bir sevgi ülkesiyim, sınırları okyanusları aşan… Şimdi gel ne olur. Varlığım ol! Hiçlik denizinde Seninle var olayım. Enel hak derken yürekler,“sizin taptıklarınız benim ayaklarımın altında” pusulası ile ölüme yürürken, gerçek aşkı keşfedenler. Usulca ayaklarının altına sığınayım
Neyzen üflerken aşkı, yangın yerinin tam ortasından; varlıktaki yüreğin de huzur bulayım!
Sözün özü, bu bir sığınma talebidir. Sevgi ülkesinin yüreğine
Mülteci bir aşığım. Ey nebi! Gerçek aşkı bilenlerin piri; yokluğunda, elçiliklerde vize bekleyen. El kapısında, yalnız, aşka el açmış… Duama kefil olur musun?
Ruhu acıkmış… Nefreti, sınır kapısı belleyen, ham yüreklerde, hamlığıma ateş olup; dokunur musun?
Sabır dilenirken, sabrı hırka bilip giyen; dervişin eteklerinde…
Mülteci olan bedenime, aşkımdır kefenim.
Ümmetimdir diyerek; aşkıma kefil olur musun?
Şimdi! Mülteci bir aşığım kara toprağın başında, kabulü bekleyen
Kime ne verirsen ver, bana aşkından ver. Aşkım kefenim olsun!