Semanın ağır sorumluluğu ve Havzan’a üst geçit ihtiyacı
Ankara yolu üzerinde Emniyet Müdürlüğü kavşağını geçip sanayilere doğru giderken hava Lojmanlarına gelmeden ilk kavşakta bir sanatsal çalışma yapıldı. Buna heykel mi demeliyiz, bir yapıt mı yoksa bir sanatsal çalışma mı tam olarak bilemiyorum.
Ama bildiğim bir şey var ki kimin ile konuştuk ise, kim bu sanatsal çalışma ile ilgili yorum yaptı ise ‘çok güzel oldu’ demedi. İşte en son olarak kendisini ‘Vatandaş Ahmet’ diyerek tanımlayan özünde ise bu şehrin bir gerçeği iş adamı yılların siyasetçisi Ahmet Bey bu çalışmadan duyduğu rahatsızlığı biraz da tasavvufi olarak dile getiriyordu.
Ben önce izninizle Vatandaş Ahmet Bey’in bu çalışma ile ilgili değerlendirmelerini bire bir sizlerle paylaşalım ‘Bu semazen figürlü çalışma anıt mı sanatsal yapıt mı anlayamadık? Sema dini bir ayindir. Sema yapılırken hiçbir şekilde hiçbir kimse yani semazen birbirinin üzerine çıkamaz. Bir semazen bir diğer semazenin üzerine veya bir yerine basamaz. Bu bir sportif olay değildir. O çalışma sanki bir 19 Mayıs törenlerinde öğrencilerin birbirlerinin üzerine çıkarak oluşturdukları kuleyi hatırlatıyor. Sema Allah için yapılan zikirdir. Bu çalışma yapılırken Belediye yetkilileri acaba Kültür Müdürlüğü’nden bu çalışma ile ilgili görüş aldılar mı? İnanın çok merak ediyorum. Bunun manevi mesuliyeti var. Bakın semazen pelerini çıkarırken giyerken bile öperek koyar öperek alır. Burada ne var. Semazen pelerin ve üst üsteler. Bakın Uğur bey bunu yapan arkadaşı bilmiyorum tanımam. Mutlaka kendisi de bu konuda bilgi sahibi değildir. Buna izin veren yöneticilerimizde işin manevi sorumluluğunun farkında olmayabilirler. Ama bu yapılan sanatsal çalışmanın manevi ağırlığı vardır semaya aykırılı vardır ve bunları biliyorlarsa da ini niyet yoktur’ diyordu.
Bu sanatsal çalışma anlayanlar v e konuyu bilenler tarafından semaya ve tasavvufa aykırı olarak nitelendirilince yine kafam karıştı. İnşallah duvardang elen ses gibi yetkililerden de bu çalışma için bir ses gelir.
HAVZAN’A YAYA ÜST GEÇİDİ
Yanılmıyorsam geçen sene yaz aylarının başlarında bir konuya dikkat çekmiştik. Havzan’a girişte daha doğrusu Öğretmenevlerinden geçip Ahmet Öksüz Üst geçidinden indikten sonra sağa doğru döndüğümüz zaman bu bölge özellikle lüks konutlar alış veriş merkezleri çevredeki eğitim kurumları ile inanılmaz şekilde gelişti değişti dolayısıyla bu bölgede insan yoğunluğu aşırı arttı. Bu artışla birlikte yayaların en az günün 20 saatinde karşıdan karşıya geçmeleri hem kendileri için hem de sürücüler için sorun olmaya başlamıştı. Kimsenin kimseye söyleyecek bir sözü yok. Yaya isek arabalara dikkat etmeyiz, yok direksiyonun başına geçip sürücü olursakda o zaman yaya filan tanımaz basarız gaza. İşte bölge insanlarından gelen istek doğrultusunda bizde yetkililerden buraya bir yaya üst geçidi talebinde bulunmuştuk. Pazartesi günü ikindi saatlerinde bu bölgeden değerli bir dostumuz aradı. Telefonda çok heyecanlı idi. Adeta titreyen ses tonu ile ‘Uğur abi ben sana demedim mi? Bizim oraya hemen gel. Ambulans çağrıldı bir veya iki yaralı var’ diyordu.Ben o anda gidemedim gazetemizin Haber Servisini yönlendirdik. Sonuçta yaralı trafik kazası haber oldu.
Şimdi biz bu şehirde doğan bu şehirde yaşayan ve vakti saati geldiği zaman da hayırlısı ile yine bu şehirde ölmek için dönüp dolaşıp tekrar Konya’ya dönen sorumluluk duygusu içerisinde yerel bir gazeteci olarak buraya da eğer uygun ise en kısa sürede bir yaya üst geçidi talebimizi yetkililere iletiyoruz.
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Hayat bir yaz yağmuru kadar kısa imiş
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Eski adliye önünde sağa dönüşlerde sürücüleri doğru yönlendirebildiğimiz zaman ADAM oluruz