Dün sabah yine çok ilginç bir olay yaşadım. Sabah aşağı yukarı her zamanki vaktimde evden çıkmış Meram Yeni Yol otobüsüne binmiş gazeteye doğru geliyordum. Otobüste bir ara yanımdaki koltuğa beyaz sakallı nur yüzlü bir abimiz geldi ve bana dönerek ‘Sen Tekelioğlu’musun Teke’misin?’ diye sordu. Şaşırmıştım ama bende gayri ihtiyari ‘Özteke’yim’ dedim. Abimiz güler yüzü ile konuşmasına devam etti ‘Bizim Şems Mahallesini yazmışsın. Okudum. Benim rahmetli eşimde 19 Mayıs İlkokulunu bitirmişti. Ben turizm işi ile uğraşıyorum. Hac, Umre organizasyonları yapıyorum. Ama şimdi benimle geleceksin. Bir çayımı içeceksin. Hükümet meydanının bir diğer yüzünü sana göstereceğim. Turistler oraya geliyor ben utanıyorum’ deyince abimizin sohbetine ve teklifine samimiyetle peki diyerek Kayalıpark’ta otobüsten indik ve birlikte yürümeye başladık.
Önümüzdeki günlerde halen bir Seyahat Acentesi sahibi olan Fevzi Güney abimizden Konya’mız ile ilgili olarak duyduğum inanılmaz güzel hikayeler anlatacağım. Abimiz müezzinlikten, imamlığa, öğretmenlikten okul müdürlüğüne kadar tek kelime ile ‘güngörmüş geçirmiş’ bir büyüğümüz. Kendini geliştirmenin ötesinde eğitim öğretimde ki tırmanışının yanı sıra dünyayı da gezerek işinin erbabı olmuş. Beni Hükümet Meydanı’na Şerafettin Camii’nin arka cephesine götürdü. Buradaki polis noktasının yanı gerçekten de kâbus gibiydi. Yaz günlerinde bu noktaya her gün en az 7-8 yabancı turist otobüsünün geldiğini söyleyen abimiz ‘Şehrin böyle tarihi bir noktasındaki yıkıntı çöp garip görüntüden Konya adına utanıyorum. Burası ne olacak? Denilen o ki bir dükkan ile belediye mahkemelik olmuş. Hiç olmaz ise o dükkanı tek bıraksınlar etrafını yeşil alana dönüştürüversinler. Konya’ya gelen yerlisi yabancısı bu kötü görüntüyü görüp de mahkemelikmiş mi derler? Madem Şems Mahallesini yazdın burayı da yaz’ diyordu. Bende bu değerli büyüğümüz gibi heyecanlandım birkaç kare çektim.
Şehrin zen merkezi yerinde tarihi camilerin türbelerin çeşmelerin hatta hamamın ortasında kalan bölgedeki bu çirkin görüntü sizce Dünya kenti Konya’ya yakışıyor mu? Hiç yorum filan yapmayacağım. Kimseye sitem filan da etmeyeceğim. Ama bu fotoğrafları dün sabah Konya’nın pek çoğu sıcacık yatağında mışıl mışıl yatarken çektim. İşte Konya…
Geçenlerde Şems Mahallesini gezerken buraları da görmüştüm ama belki de hani derler ya bazı görüntüleri ‘kabullenmekten’ burası dikkatimi çekmemişti. Çünkü şu anda burada tek ayakta duran dükkan olan köftecide bir Ramazan ayında rahmetli olan Raif Çavuşoğlu abimiz ile birlikte şehrin 30 küsur meczubuyla iftar açmıştık.
Ama Fevzi abimizin de gösterdiklerinin yanı sıra anlattıkları ile şehrin göbeğinde böylesine çirkin görüntünün ayıbı Konya olsa gerek diyorum.
MEHMET KÖSEOĞLU İLE
BÜLENT KAŞDOĞAN HAC
RAFIĞI OLUYORLARMIŞ
Hac mevsimi başladı ve şehrimizden de bu yıl Hac’ca gidecek olan eş dost tanıdık tanımadık herkesi duymaya başladık. Bu arada yine Hac’ca gidebilmek için verilen mücadele torpil arayanı mı istersiniz vekilleri bırakın Bakanlara kadar ulaşmaya çalışanları mı ararsınız gerisini siz düşünün.
Bizim çevremizden Hac heyecanı içerisinde hazırlıklarını sürdüren iki dosttan Mehmet Köseoğlu ile Bülent Kaşdoğan’da birbirlerinden habersiz Ankara’dan Hac’a yazılmışlar ve Hac’a gitmeye hak kazanan şanslı insanlar arasına girivermişler. Ve siz kadere bakın ki bu iki isim aynı gruptan çıkmışlar. Her ikisi de benim çok iyi dostumdur. Ama bu iki dostumun en büyük özelliklerinden birisi olan spor konusunda ikisinin de Konyaspor ortak paydası dışında tuttukları takımlar birbirlerinin ezeli rakipleri olmasıdır.
Henüz ikisi ile de konuşmadım ama içimden geçeni Allah biliyor. Biliyorum ki ibadetten fırsat buldukça ikisi de orada Konyaspor’u ve sporu konuşacaklar. İnşallah ezeli rekabette birbirlerini taşlamazlar(!)
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Kötüden iyi olmak iyi olmak demek değildir
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Başkent Hastanesi önündeki caddede ağır tonajlı turlar yolun sol şeridini parsellemedikleri zaman ADAM oluruz