Anayasa, devletin kuruluş şeklini, yapısını, iktidar organlarının (yasama-yürütme-yargı) görev ve yetkilerini Bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen hukuk kuralları bütünüdür.
Mevcut Anayasa Hukukumuzun kaynağını 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası oluşturmaktadır.
Anayasa, diğer yasaların üzerinde, onlardan daha genel ve kapsayıcı ve onlara kaynaklık edip, çerçeve çizen, devletin hukuk düzeninin çatısını kurarak, diğer kurallara dayanak olan temel yasadır.
Anayasa hükümleri, yasama, yürütme, yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan, temel hukuk kurallarıdır.
Bu nedenle dünyada anayasalar devlet kurulurken “Kurucu Meclis" tarafından yapılır ve kolay kolay değiştirilmez.
Bizde ise1921 ve1924 gibi kurucu-düzenleyici anayasalardan sonra askeri darbelerle 1961 ve 1982 Anayasaları yapılmıştır. Türkiye'ye özgü olan bu durumu düzeltmek için geniş tabanlı bir uzlaşmanın sağlanması şarttır.Dolayısı ile anayasa metinleri kutsal metinler değildir.Toplumsal uzlaşmayla daha öncede olduğu gibi değişebilir.
Egemenliğin kullanılması dediğimiz devlet faaliyetleri,ilk çağlardan bu yana 3 gruba ayrılır.
mesi ve tarafsızca adaleti sağlama faaliyetleridir. Bu güçlerin tümünün hükümet tarafından kullanılmasına diktatörlük denir.
Demokrasi, halkın iradesi doğrultusunda
·Yasama, yürütme ve yargı erklerini ayrı ayrı organlara
vererek ve aynı zamanda üç organı karşılıklı birbirine denetleterek, yetkilerin kötüye kullanmasını engellemek, böylece hak ve hürriyetleri güvence altına almaktır.
Kötü niyetli ve “çoğunlukçu" bir iktidar, çeşitli politik hilelerle devlet idaresini kalıcı olarak ele geçirebilir. Bildiğimiz gibi Nazi diktatörlüğü seçimle kurulmuştur.
Bağımsız Yargı, bir ülkede Kuvvetler Ayrılığı prensibine göre hükümetin diktatörlüğe gitmesini, meclisin totaliterliğe kaymasını önleyen tarafsız bir demokrasiyi koruma kuvvetidir.
Yüksek Yargıdan başlayarak yargının siyasallaşması halinde bugün İktidar partisinden ihale kapan,iş ayarlayan adamını bularak iş bitiren köşe dönen particiler, yarın adliyede de adaleti parti kanalıylasağlamaya, hakimleri siyasi baskı altına alarak suçluyla suçsuzun yer değiştirmesine neden olabileceklerdir.
Cumhuriyetin temel değerlerine karşı girişilen intikam savaşı, bu anayasa paketiyle basını, orduyu ve üniversiteyi aşmış adliye kapılarına kadar gelmiştir.
Hukukun siyasallaşması halinde iktidar partisi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi yüksek yargı organlarını kendi iktidarının sürekliliği için denetim altına alabilir.
Bu demokrasinin sonu demektir.
DAHA DA ÖNEMLİSİ
Hukukun siyasallaşması halinde iktidar partisinin il ve ilçe teşkilatları,Adliyeler, Bölge İdare Mahkemeleri ve Vergi mahkemeleri gibi yerel yargı kurumlarını kendi üyelerinin menfaati için kullanabilir. Bunu denetlemek mümkün değildir.
Bu adaletin sonu demektir.
OYSA…
Adalet mülkün temelidir.
(Hz. Ömer)
SONUÇTA…
Adalet biterse mülk biter, memleket biter;
Millet biter… Yok oluruz!..
YARGI BAĞIMSIZ OLMALIDIR.
Bakmayın siz Türkiye'de hükümetlerin devlet kadrolarıyla sürekli oynamasına,Sadece işini iyi yapmayanlar gider; daha iyi yapanlar gelir. Yandaşlar değil…
Ciddi bir devletin İçişleri ve Dışişleri ile Yargısı ve Ordusu mutlaka günlük siyasetin dışında tutulmalıdır. Hükümetler, bakanlar, milletvekilleri gelip geçicidir.Kalıcı olan Devlet ve tarafsız bürokrasidir.
AKP Bürokratik İstikrarı Bozmaktadır.Bu devletle oyun oynamak demektir.Ordu, Yargı, Dışişleri, İçişleri ve Basın ,Bir partinin kontrolüne geçerse ,O parti Komünist ve Faşist tek parti iktidarlarındaki gibi devleti ele geçirmiş olur.Oysa halk bir siyasi partiye hükümet etme hakkını 4 ya da 5 yıllığına vermiştir.
Bu oyunları mutlaka bozmamız ve milletimizi uyandırmamız şart olmuştur.