Doğa, Tarih ve Kültür El Ele: Eğirdir
24  Ağustos  2008  Pazar tarihinde eklenmiştir.

1802 kez okunmuştur.
Sayfayı Yazdır
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder




Paylaş

FriendFeed'de bana abone ol

Doğa, Tarih ve Kültür El Ele: Eğirdir

Mustafa Karaçelebi

 

Eğirdir, İçanadolu’nun müstesna köşelerinden biridir. Eğridir’de doğa her mevsim ayrı bir güzellik sunar. Eğridir’i bu ziyaretimde; bir önceki gidişimden daha farklı buldum. Bir yere iki kere gidildiğinde insanda; burayı görmüştüm, değişen bir şey yok hissi uyanır. Eğirdir böyle değil. Eğirdir, içinde fark edilmeyi bekleyin birçok güzelliği barındırmaktadır.

Eğridir’de otel, motel ve pansiyon bulmak mümkün... Çadır turizmi için göl kenarındaki Küçükada uygun. Gölden esen poyrazın dokunduğu her ağaç dalının çıkardığı ses veya ipekten yapılmış oldukça büyük Türk Bayrağının dalgalanışındaki hışırtı kulağınızı doldurduğu ilk gecede çadırda uyumak oldukça heyecan verici. Rüzgâr estikçe kurduğunuz çadırın yerinden çıkıp sürükleneceği korkusu, havanın verdiği dinginlik bütün yorgunluğunuzu alır ve uyumak hissiniz kaybolur.

 

Havanın temizliği, suyun tatlılığı beni kendimden alıp götürüyor. Piknik için gelmiş  Eğirdir’lilere bu tatlı suyun şişelenerek satılmasını  öneriyorum. Biz şehir insanı ya satmaya ya da almaya programlanmışız. Eğirdir’liler bizim bu tavsiyemize gülüyorlar.  Bu suyu içmek isteyen Eğridir’e gelmeli diyorlar.

Tam adını bilmesem de asırlık üç çınar ağacının gölgelediği küçücük meydan sıcak yaz günlerinin her saatinde Eğirdir’lilere serinlik ve ferahlık sunuyor. Düzenle yerleştirilmiş, günün hiç bir saatinde boş kalmayan banklar, alışverişe çıkmış veya gezinen insanların soluklandığı mekân oluyor. Ben de oturdum. Çevremde olup biteni bir süreliğine de olsa izledim.

 

Trafik, hayranlık uyandıracak kadar yavaş. Sürücüler nazik ve kibar. Bunu gözlemlemiş olmaktan mutlu oldum. Sahil restoran oldukça büyük. Göl kenarında bir akşam yemeği ve balık olursa harika olur. Denemenizi tavsiye ederim. Sizi güler yüzle karşılayan garsona çevre ile ilgili istediğiniz her soruyu sorabilirsiniz. Hele çaylar, bir çay ile yetinmeyeceğinizden eminim. Eğirdir Gölü’nün karşı yakasında uzanan dağ silsilesine bakıp hayallere dalıp gitmemek mümkün değil.

 

Çarşamba olduğu halde yerel pazarın kurulmakta olduğunu, gezebileceğimizi söylüyorlar. Biz de arkadaşımla birlikte bu tavsiyeye uyarak Eğirdir Kalesi’nin önünde Belediye Binasının çevrelediği alana dalıyoruz. Pazarcı esnafı yapışık değil sadece ürünlerine bakmamızı istiyorlar. Fiyatlar ucuz. Biz pazarın içinde biraz ilerliyoruz. Farklı bir satıcı dikkatimizi çekiyor. Önüne yaydığı oldukça fazla mevsim elmalarını bir taraftan okşuyor bir taraftan da bize dönerek; buyurun beyim diyor. Ben de her zaman olduğu gibi kolay gelsin diyorum. Ama satıcı sıradan olmadığını davranışları ile hemen hissettiriyor. Dilinden dökülen sözcükler çok anlamlı. Benim öğretmen olduğumu öğrenince bir ah çekiyor ki, arkasından bir hikâye çıkacağı hemen anlaşılıyor. Ben de öğretmen olmak istiyordum ama bir öğretmenim yüzünden okumadım. Hala da ona karşı öfkeliyim diyor. Pazaryerinde bu hikâyeyi dinlemek oldukça ilginç geleceğe benziyor. Anlatmasını istiyoruz ve başlıyor:

Ben, GölFM Radyosu’nun sahibi Mustafa Çankıran. Maalesef yaşadığımız krizden dolayı 8 kişinin çalıştığı radyoyu kapatmak zorunda kaldık.1935 doğumluyum…

Hikayesi uzayıp gidiyor…

Çok yüksek olmayan kaleye çıkıyoruz. Kalenin tepesinde bir Ramazan topu olanca heybeti ile duruyor. Bizim için önemli olan Kale’den Pazaryerinin panaromasını almak ve bunu da başarıyoruz. Derken Eğirdir Konuk Evine gitmeyi arkadaşıma teklif ediyorum. Bu arada merakını gidermek için ev hakkında bilgi veriyorum. Söz konusu Eğirdir Konuk Evi kale ile göl arasındaki yamaçta kurulmuş Eğiridir Kültürünün simgelerinin muhafaza edildiği bir ev. Eğirdir Belediyesinin bir memuru tarafından korunan eve giriş çıkış ücretsiz. Evin içinde yatak odası, mutfak, oturma odası ve diğer müştemilat aslına uygun şekilde tezyin edilmiş ve teşhir edilmekte. Ayrıca gelen misafirlere çay ikramı yapılmakta. Evde biraz soluklandık ve adaya gitmek üzere yola çıktık.

 

ADALAR BİR HARİKA

Eğridir’in ayrıcalıklı güzelliklerinden biri de Küçük ada ve büyük adadır. Bu iki adayı Eğridir’e bağlayan üç kilometrelik bir yol var. Büyük ada çok eski bir yerleşim birimi. Ermenilerden kalma kilise bile mevcut dersem anlaşılır. Metruk evler, Pansiyonlar, gazinolar ve asırlık çınarlar var. Büyük adaya yürüyerek ulaştık.

Bir pencereden başımı uzatıp baktığımda bir tekne inşasının yapıldığını gördüm. Selam verdik ve içeri daldık. Orada bir tekne, üzerinde alnından terler damlayan ama keyifle çalışan bir orta yaşlı adam ve yine onun çalışmalarını izleyen kasketli bir beyle karşılaştık. Tanışma faslından sonra kasketli olan; bu usta teknelerini hiçbir teknolojik alet kullanmadan bıçkı, keser ve çekiçle yapmaktadır. Alaylıdır. Bu işin okulunda falan okumamıştır. Usta, Yeşilada Tekne Atölyesi dediği mütevazı yerinde hem çalıştı hem de bizimle sohbet etti. Ustanın Badaplıoğlu lakabı ile adının Mustafa Daldal olduğunu öğreniyoruz. 45 yıldır bu işi yaptığını 465 tekneyi suya indirdiğini söyledi. Bunu söylerken gururlandığı her halinden belli oluyordu. Ustamız bu arada eğitim sistemimizin çocuklarımızı hayata hazırlayamadığından söz etti. Gelecekten umutlu olmadığını dile getirdi. Tartışmanın kapısı aralamıştık ki, tatilde olduğumuz aklımıza geldi ve izin isteyerek ayrıldık.

 

Büyük adadan dönüyorduk ki, bir sandalcı bize seslendi. Gelin sizi gezdireyim. Olur dedik ve kıyıdan atladık sandala pazarlığımız ne verirsen ver. Aslında bu pazarlık iyi bir pazarlık değildi ama tatildeydik her şeyi ciddiye almanın gereği yoktu. Çarşaf gibi mavi gölün sularında teknemiz pazı kuvveti ile yol alırken. Teknenin sahibi Kaptan-ı Derya Ömercik yaşlı bir amca fakat iletişimi çok güçlü biri. Şarkılar, türküler söyleyerek bizi gölde dolaştırmaya başladı. Keyifli bir akşamüstü kendimi teknenin üzerine atıverdim. Annemin kucağı aklıma geldi. Rahatsız etmeden çok hafif bir sallantı beşik gibi geldi. Ömercik her türküden bir tutam alıyordu. Belkide tam olarak bildiği bir türküde yoktu. Doğruldum ve Ömercik, sus ve dinle dedim. Adam şaşırdı. Ben “Denizin Dibinde Haççem demirden Evler” Türküsünü girdim. Dinledi ve sen sesinle İbrahim Tatlıses’in yanına gitmelisin hoca dedi. Bu da Ömerciğin ban bir iltifatıydı tabii. Tekneden sonra akşam yemeği ve yemekte bir düğüne şahit olduk. Yeni evlilere mutluluklar diledik. Artık yatmalı ve dinlenmeliydik. İkinci gün daha çok güzellikler yaşayacaktık. Çadırımızı küçük adadaki piknik alanına sahile yakın bir mevkiye kurduk. Gündüzün sakin olan göl akşamdan sonra şiddetli lodosla çalkalanmaya başladı. Tepemizde ipekten yapılmış oldukça büyük bayrağın dalgalanması, sahilden gelen uğultu içinde uyuduğumuzda saat 03.00 idi.

 

DİNLENMİŞ UYANDIM

Sabah uyandığımda çok dinlenmiş olarak kalktığımı hissettim. Ama bir kahvaltı çoktan gerekli idi. Çadırı söktük ve Eğirdir merkezine geldik. Sabah kahvaltısı veren bir restoranın önüne oturduk. Bu arada gün için bir program yapmalıydık. Halk bize Aksu’ya gitmemizi tavsiye ediyordu. Günü birlik gidip gelecektik. Kahvaltı uzun sürdü. Çevredeki insanlarla sohbet ettik. Aksu’ya gitmek için yola çıktığımızda saat 12.30 idi. İlk defa gidiyorduk bizi sürpriz beklemeliydi öylede oldu.

 

Şimdilerde adı Aksu olarak değiştirilmiş olan Anamas ilçesi Isparta’nın şirin köşelerinden biridir. Anamas Dağının eteklerinde kurulu ilçe insanı ve doğası ile görülmeye değer bir yöremiz. Eğridir’den dolmuşa bindik ve birçok yeşil dere, tepe, dağ ve bayırı aştıktan sonra Aksu’ya ulaştık. Aksu, Eğridir’e 26 km. günün her saatinde dolmuş seferi bulmak mümkün. İlçeden son dolmuş 18.30 da dönmektedir. Eğridir’e vardığımızda saat 13.00’ü gösteriyordu. Şirin Pazarcık mahalle kahvesinin önünde indik. Kahve milletine selam verdik. Sohbet eden birkaç vatandaşın masasına oturduk ve selamdan sonra haydin hem okey oynayalım hem de tanışalım dedik. Kahvenin çayları tavşankanı idi. Sohbet esnasında okey oynadığımız Cihan Ergül’ün Aksu’nun kaynağında balık üretme çiftliği sahibi olduğunu öğreniyoruz. Oyundan sonra Cihan Ergül,  çiftlik yolu üzerinde geçmişi Roma dönemine kadar uzanan Zindan Mağarasının da görülmesi gereken bir yer olduğunu söyledi. Bizim insanımızın bu güzellikleri her türlü övgünün üzerindedir. Masamızda bizle muhabbeti paylaşan ilçe sakinleri Cihan Ergül başta olmak üzere Murat Gencer, Erdoğan Ersoy, Yaşar Küçükcoşkun ve Şeref Duvar. Oyunun sonunu merak edenler için söyleyelim. Başa baş mücadele sürdü fakat son elde Aksu’lular bizi yendiler. Helal olsun. Hem yendiler hem de çay paralarını bize verdirmediler.

 

131 ŞAHİNLE YOLCULUK

Oyunu tamamladıktan sonra Cihan Ergül bizi adeta hurdaya dönmüş 131 Şahine davet ediyor. Açıklama gereği duyuyor. “Hocam diyor, “yol stabilize ve çok bozuk.”

İlk durağımız Zindan Mağarası oldu. Aksu üzerinde Selçuklular döneminde yapılmış bir köprüden geçiyoruz. Köprü ağaçların arasında adeta gizlemiş. Köprüyü geçince mağaranın heybetli girişi sizi karşılıyor. Girişinde oldukça büyük ve heybetli. Karşısında Gavurcak dağı yükselir. Önünde ahşap uzunca bir merdiven kurulmuş. Merdivenin etrafı roma dönemine ait olduğu düşünülen yazılı kayalar var. Ortada bir kitabe duruyor. Mağaranın girişi demir parmaklıkla kapatılmış. Bizi bir memur karşıladı. Giriş ücreti 2 YTL ve sarı emniyet kasklarından verdi. Kısa sohbetimizin ardından mağaranın girişinde zemininde çok tahrip edilmiş olsa da nihayet üzeri kapatılmış ve yakında restorasyonu yapılacağını öğrendiğimiz mozaik yer kaplamasını gösteriyor. Heyecanla fotoğraflıyoruz. Burası 785 metre uzunluğunda bir mağara. Zamanında Zindan olarak kullanılmış. Mağaranın içine girdiğimizde oluşumun büyük kısmının tamamlanış olduğunu ancak bazı kesimlerde sarkıt ve dikit oluşumlarının devam ettiğini görüyoruz. Mağara içi aydınlatılmış ve duvarlarda ve tavanda oluşan olağan üstü şekilleri arkadaşım yorumlarken burada birçok insan figürü var. Roma dönemine ait birçok zulmün izleri adeta duvarlarda gelen ziyaretçilere seslenmektedir. İnsanın içi ürpermektedir. Bir an kendimi o dönemde bu mağaraya ölüme terk edilmiş olarak düşündüm. 875 metre ilerledikten sonra sizi yuvarlak ve oldukça yüksek irtifalı bir yer karşılıyor halen sarkıt ve dikit oluşumları devam ediyor buraya hamam denilmiş. İl Özel İdare ait olduğunu öğrendiğimiz mağara oldukça bakir. Yapılabilecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Turizm için büyük bir potansiyel. Seydişehir Tınaztepe mağarasından daha büyük ve daha uzun. Bir sorun var o da ilgisizlik…

 

Mağaradan çıkıyoruz ve Cihan Ergül’üm balık çiftliğine doğru yola koyuluyoruz. Yolda doğa bütün ihtişamı ve zenginliği ile önümüzde yayılıyor. Yolun stabilize olması ve emektar 131 Şahin’in arakada bıraktığı toz bulutu içinde yedi km yolu alıyoruz. Cihan Ergül Ceviz Yörüklerinden. 1995 yılında kurmuş bu balık üretme çiftliğini. Samimi, duygusal ve bozulmamış bir Yörük Cihan Ergül. Hocam diyor o günden bu güne kimseden bir destek almadan kurdum. Çok zahmet çektik. Çiftliğe bir isim bile koyamadım. İstiyorum ki alt yapıyı tamamlayalım. Buraya gelen müşterileri rahat ettirelim. Pansiyon kurmak istiyorum. Su kaynağının gerisine dağın eteğine 40-50 pansiyon ev yapmak istiyorum. Beton kullanmayacağım. Ahşap olacak hepsi. Yani çevreye uyumlu olacak. Ancak en büyük sorun Aksu’dan buraya kadar 10 km yolun asfaltlanmasıdır. Biz burada sekiz balık üretme çiftliğiyiz. Buraya yapılacak yol yatırımı ekonomiye büyük kazanç sağlayacaktır.

 

Balık üretme tesisi fikrini ilk hayata geçiren Antalya milletvekili Bekir Kumrul ve Yaşar Ergül’dür. Daha sonra diğer işletmeciler bu işe başladı. Gördüğünüz gibi alabalık için suyun sertliği ve soğukluğu önemli. Burası her şeyi ile doğal oramda berrak suda balıklar yetişmektedir. Birçok lezzet avcısı burayı mekân tutmuştur. Her fırsatta gelirler. Ürettiğimiz balıkları kaynağında tüketiyoruz. Sohbetin burasında balıklarımız geliyor. İnanın bu kadar nefis kokusu ve lezzeti olan bir alabalığı bir başka yerde yememiştim. Cihan Ergül’e teşekkür ediyor ve tekrar Eğridir’in yolunu tutuyoruz.

Eğirdire dolmuş ile dönerken sohbete dalıyoruz ve Eğirdiri geride bırakarak Isparta’ya doğru dolmuş giderken şoföre soruyoruz! Biz Eğirdir de ineceğiz! Beyefendi Eğirdir geride kaldı. Dur kardeşim o zaman biz burada inelim diyoruz ve yolda iniyoruz. Derken aşağı doğru fotoğraf çekerek gelirken aşağıda askeri bölge var ve belirli, yerlere fotoğraf çekmek yasak levhaları asılmış.  Ben de özen gösteriyorum çekmemeye, bir de bakıyoruz bir askeri jeep başımıza bitiyor. Nazik bir şekilde bizim askeri bölgede olduğumuzu ve fotoğraf çekemeyeceğimizi söylüyor. Çekmiş olduğum bir fotoğrafı da orda silerek yolumuza devam ediyoruz. Bu arada otostop yapıyoruz başarılı da oluyoruz. Eğirdir’in kucağına serin bir ikindi vakti kendimizi atıyoruz.

 

5 YTL’YE BİSİKLET KİRALADIK

Eğirdir’in akşamında ne yapmalı derken bisiklet kiralamak ve şehri turlamak fikri geliyor. Hemen sahilde bir dükkân görmüştük bisiklet kiralanır diyordu. Çaldık kapısını ve saati 5YTL den bisiklet kiraladık. Şehri turlamaya çıktık. Çok keyifli bir olay. Derken yaz plajına doğru ilerledik. İnsanlar sahil boyunca eğleniyorlardı. İşletmelerin tenhalaştığı bir noktada bir çay molası verdik ve arkadaşım göle girmeye karar verdi. Karanlıkta göle girersem ne olur gibi sorular sorsa da niyetine almıştı. Ve gidi. Ben gece denize girmiştim Konyalatı plajında çok güzel oluyor. Hele bide dolunay ise… Denemenizi tavsiye ederim. Bisikletleri teslim ettikten sonra sahile doğru yürüdüğümüzde lodos güzel esiyordu. Sahilde hemen evlerin altında birkaç kişi çilingir sofrasını kurmuşlar demleniyorlardı. Bize İngilizce iyi geceler dilediler ve bizde karşılık verince davet ettiler. Orada bir süre kalarak sohbet etik ve Eğirdir’lilerin muhabbet kültürüne tanık olduk. Artık yorulmuştuk. Çadır kurmaya falan gerek yoktu. Uyku tulumunu sermek ve içine sokulmak yeterliydi. Bizde öyle yaptık. Sabah kalktığımda yeni bir gün bizi bekliyordu.

Sabah kahvaltısında konuğumuz vardı. Bilirsiniz her yerin mutlaka birkaç meczubu vardır. Bunlardan biride Kemal Mutlu. Kemal Mutlu kahvaltı yaptığımız restoranın önünden geçerken mesaisini yapıyordu. Gelenden geçende günlük istikakını topluyordu. Gel dedim otur bir çayımızı iç. Bizi reddetmedi çay içerim ama parada alırım dedi. Büyük bardak çayın içine 28 tane şeker katarak çayını içti. Bu arada hikayesini öğrendik. Hüzün verciydi. Gençliğinde bir kızı sevmiş. Kendisine vermemişler. Bu arada eğer eğirdir gölünü taş ile doldurursa verebileceklerini söylemişler. O gün bu gün göle taş atarmış. Üzerinde 9 kat gömlek giymiş. Benimle ne uğraşıyorsunuz deli misiniz diyerek insanların kendisine takılmasından rahatsız olduğunu her fırsatta dile getirmektedir.

 

Bugün Yaz plajına gideceğiz. Yaz plajı belediyenin işletmesini yaptığı bir yer. Kumu çok güzeldir. Konyalılarılar için tavsiye edilir. Göle yüzmek için girmekten oldum olası çekinirim. Eğirdir yaz plajının su seviyesi kıyıdan elli metre içeriye kadar dize kadar bile yükselmiyor. Kum sıfır incelikte. Çok nefis bir sahil. Otobüs saatimize kadar orda yüzdük ve fotoğraf çektik. Akşamüzeri Konya’ya dönerken yaşadığım üç güzel günün ruhumda ve gönlümde oluşturduğu terapi etkisini duyarak geldim. Sağlıcakla kalın.

Yorum Ekle

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olmak ister misiniz?


BENZER HABERLER

Ayten Alpman'ı Kaybettik!
Türk Pop ve caz müziğinin usta sesi Ayten Alpman tedavi gördüğü Osmanoğlu Kliniği'nde hayatını kaybetti...

Ünlü Oyuncu Yoğun Bakımda!
Usta oyuncu Erol Günaydın, yoğun bakımda tedavi görüyor…

Meral Okay Son Yolculuğuna Uğurlandı!
Ünlü senaristi sanatçı dostları ve yakınları Bebek Camisi'nde son yolculuğuna uğurladı. Muhteşem Yüzyıl'ın yıldızı Meryem Uzerli tabutun başında dua ederken, Sezen Aksu ayakta durmakta güçlük çekti...
Geçici Derviş,sevenleriyle Buluştu!
Örümcek Ağı ve Titanlar !
Bu Kez Kesin Kararlı!
Kurtlar Vadisi'nin Laz Ziya'sı Hayatını Kaybetti !
Kurtlar Vadisi Pusu 129. Bölüm Fragmanı - İzle !
Mevlana'nın Hayatı Film Oluyor!
Kendi Gününde Kendi Saatinde Tnt'de!
Seyit Onbaşı'nın Filmi Çekilecek!
Bilge Gündüz’den Kişisel Fotoğraf Sergisi!
Reha Bilir’den Sille’ye Sanat Sarayı!
Selçuk’da Emre Aydın Rüzgarı!
Üç Fotoğrafçıdan:viyana’da Fotoğraf Sergisi!
Bakanlık'ta Köstebek Var!
Vadi'de Büyük İhanet !
Vadi'de Baskın! Zaza Şokta... !
Sümbül Ağa'nın Müthiş Sırrı !
Mardin ve Konya Buluşması Sergisi !






KÖŞE YAZARLARI

ÜYELİK SİSTEMİ
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum | Üye Ol

GÜNDEMDE ÖNE ÇIKANLAR

HAFTALIK ÇOK OKUNANLAR

Mayıs2012 Haberleri
  Pz  Pzt  Sa  Ça  Pe  Cu  Cmt  
0102030405
06070809101112
13141516171819
20212223242526
2728293031


Sitemizde Aktif

kişi gezmektedir.


Konya Haber 42 © 2006-2008 Tüm hakları saklıdır. / KONYA
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Rss Akışı